________Gojii Gojii Gogobin Zihniyeti 2004
 
Girerüz Bestelerüz Yazarüz Cv
Günlüğh Resümler Vidyo Ulaşırüz


Susamlı Simit
Susam kokuyordu. Adam çevresine baktı. Nerden geliyordu bu koku? Burnu hassaslaşmıştı. Bulacaktı kokunun nereden geldiğini. Masanın üzerinde simit aradı. Bulamadı. Gazeteleri kaldırdı yoktu susamdan bir kırıntı bile. Kalbi yarılmıştı. Kafasından bir sürü görüntü geçiyordu. Hızlı çekimde izlediği bu görüntüleri durduramıyordu. Delirmek bu muydu? Hayır, değildi. Delirmek hatırlamaya başlamaktı olanları.

Susamlı simit satın almıştı kadın. Bir ısırık alıp gökyüzüne bakmıştı. Görüntü donmuş ve adamın kafasında dev bir postere dönüşmüştü bu resim. Elinde susamlı simit, gökyüzüne bakarken kadın, neden beklemişti o kadar? Tekrar adamın gözlerinin içine baktığında neden değişmişti kadın. "Üşüyorum ve korkuyorum aşkım!" dedi kadın. Adam kadına sarılarak :"Ben seni şimdi ısıtırım hayatım." dedi. Sarılarak yürümeye devam ettiler.

Kalabalıktı caddeler. Her türden insan vardı. Her tür duygu okunuyordu insanların suratlarından. Yalnızdılar. Hem de çok yalnızdılar. Maske takan fırlama bir çocuk yanlarından geçerken çığlık atıp, insanların ilgisini çekip geçti. Kadın çığlık attı. Adam içinden şu cümleyi geçirdi: "Üşüyorum ve korkuyorum." Artık üşümüyor ama korkuyor. "Korktun mu?" diye korkak bir ses tonuyla sordu adam. Kadın cevap vermedi. Simitinden halen ısırıklar alıyordu. "Bu simiti bir gün de bitirirsin artık sen!" diye sırnaştı sevgilisine adam. Susam kokusu sevgilisinin parfümüyle karışmıştı ve burnuna geliyordu bu koku karışımı. Nefret ediyordu simitten. 'Simit yerine gider tost yerim!' diye düşünür, simit yiyenleri eleştirirdi. Susamlar bir bir dökülüyordu geçtikleri yollardan. Kaybolsalardı susamları takip edip geldikleri yeri bulabilirlerdi sanki.

Kadın bir ayakkabıcının önünde durdu. Ayakkabılara bakarken simitinden bir ısırık daha aldı. O an yanlarına ayyaş bir dilenci gelip adamdan para dilenmeye çalıştı. Ayyaş adamın ağzından şarap kokuları geliyordu. Adamın ağzının içine girerek dileniyordu. Adam en sonunda dayanamayıp ne yaptığını bilmez bir tavırla sevgilisinin elindeki simidi kapıp dilencinin ağzına sokuverdi. Etraftan geçenler bu görüntüyü şaşkınlıkla izlediler. Ağzına simit sokulan sarhoş dilenci hiç bir şey anlamamış gibi ağzında simitle yürümeye devam etti. Kadın şok olmuş, kocaman açılmış gözleriyle adama bakıp sadece : "Si..Simitim!" deyiverdi. Adam kızgınlıkla ellerini kendi yanaklarına bastırıp bağırmamak için kendini tuttu. Kan beynine sıçramıştı, üstelik elleriyle tuttuğu simidin kokusunu istemeden derince burnuna çekmişti. Titremeye başladı. Susam kokusu taa burnunun içine girmişti. Sanki binlerce susamlı simit yemişti.

O an kadına daha önceden hiç söylemediği bir küfürü haykırdı :"Sikerim simidini de seni de!" Kadınının suratına böyle bağırırken kendini çok çocukça hissetmişti. Asla toparlayamayacağı bir döngüye girmişti. Ona o lafı kullanmıştı. Kadın donup kalmıştı. Aklına şaşkınlıktan saçma sapan görüntüler geliyordu. Ağzında bir simit vardı ve adam tarafından beceriliyordu. İçinden :"Bu bir küfür!" diye tekrarlasa da, simit ve seks onu şaşkınlığa uğratmıştı. Sessiz bir on saniye geçirdiler karşılıklı. Kadının kaşları havada asılı kalmıştı, ağzı da açıktı. Yalandı ve ağzında kalan simitin son susamının da tadını aldı.

Kadın çekip gitti. Adam kadının yürüdüğü yöne hiç dönmedi bile. "Nefret ettim bu şehirden, herşeyden!" diye tiksindi içinden. Aniden döndü arkasına. Kalabalıkta kadını görmeye çalıştı. Ve caddenin ortasından koşarak ilerlemeye başladı. Sağa sola hızla bakıyor kadının nerde olabileceğini tahmin etmeye çalışıyordu. 10 Dakika koştuktan sonra kadını bulamayacağını anlayıp aylak aylak gezinmeye başladı. Simit üzerine bir küfür etmişti, hiç bir suçu yoktu. Dilenciye sinirlenmişti aslında. Bunu kadın da anlamalıydı.

Kadın hıçkıra hıçkıra yürüyordu çocukluğundan beri yürüdüğü o dar sokakta. Ona nasıl açıklayabileceğini düşünüyordu. Bütün bunların simitle alakası yoktu ama simitle bu ilişkiyi bitirebilirdi. "Küfür ettiğinde içindeki canavarı gördüm!" deyip ayrılacaktı. Bu kadardı işte. Adam karşısında özürler dileyecekti. Belki de evinin kapısına gelecekti. Herşey olabilirdi. Ama bu simit bu işi çözerdi.

Ayyaş dilenci bir köşede sızmıştı. Elinde simitten kalan son parça vardı. Adam dilenciyi görünce bütün yaşadıklarını tekrar hissetti. Dilencinin yanına yaklaştı. Elinden simit parçasını alıp, inceledi. Simitin üzerinde tükürükler vardı. Dilencinin tükürükleriydi bu. Simiti kirlenmişti. Elinde simitle yürümeye başladı. Gözleri yaşlanmıştı. Bir bara gidip içmeye başladı. Biralar tükendikçe adam simidi okşuyor, sıkıyordu. Simit kağıt gibi incelmişti baskıdan. Simidi cebine atıp evin yolunu tuttu. Uyudu.

Uyandığında susam kokusunu aldı. Başı ağrıyordu. Ancak susam kokusu bir önceki günü hatırlatmıştı. Bir anda dünü hatırlamaya başladı. Simiti, dilenciyi, kadınını, ettiği küfürü. Simiti bulmalıydı. Etrafı karıştırdı, hiçbir yerde yoktu simit. Lanet olası simiti nereye koymuştu? Giyindi. Traş oldu. Ve kadınının evinin yolunu tuttu. Sokaklardan geçerken dilenciyi görmüştü. Dilenci dileniyordu. Ayıktı bu sefer. Dilencinin yanına gitti. "Beni hatırladın mı?" diye sordu. Dilenci "Evet" dedi. "Ben sarhoşken bile hatırlarım herşeyi." diye ekledi. Adam : "Neden simiti ağzına soktuğumda çekip gittin? Seni dövecektim." dedi. Dilenci güldü. Sonra sustu. "Cebindeki simiti bana geri verebilirsin." dedi. Adam ceplerini karıştırdığında eline kağıt kadar incelmiş simit geldi. Simite baktı, sonra da dilenciye. Dilenci : "İstersen sana simit falı bakabilirim!" dedi.

Adam ne yapacağını karar veremedi. Çok şaşkındı. Çekip gitti. Sevgilisini bulması lazımdı. Evine doğru yola koyuldu. Kapıya geldiğinde simit halen cebindeydi. Kapının zilini çaldı. Kapı açıldı. Kapıdan içeri girip ağır adımlarla yukarı çıkarken aklından bütün konuşmaları bir daha geçirdi. Kapıya geldiğinde kapı açıldı. Karşısında bıyıklı bir adam duruyordu. "Buyrun!" dedi adam. "Onu görmek istiyorum." dedi adam. "Hmmm" diye iç geçirdi bıyıklı adam. "Bir şey farkedeceğini sanmıyorum ama gel içeri" diye davet etti adamı eve. Dar bir holden geçtikten sonra yerde oturan kadını gördü adam. O da yere oturdu. Kadın yere bakıyordu, adamın suratına bakacak gücü kendinde bulamıyordu. Adam cebinden kağıt inceliğine gelmiş simiti çıkarıp kadına uzattı. Hiç bir şey konuşmadılar. Kadın simite bakıyordu. Simite baktığında yalan söyleyemeceğini anladı bir an kadın.

"Senden özür dilemeye geldim. Ansızın sinirlendim. Dediğim şeyleri kastetmedim. Bunu sen de biliyorsundur." dedi adam. Kadın başını salladı. Gözleriyle adamın gözlerine bakıyordu. "Korkuyorum!" demiştin dün. "Neden öyle demiştin?" diye sordu. "Çünkü sen bir simit canavarısın!" dedi kadın. Gülüştüler. Çok saçma bir espiri olduğunu düşündü adam. Ama yine de kadının kahkasıyla aynı volümde bir kahkaha çıkardı ağzından. "Bu ilişki yürümez, bunu sen de biliyorsun, di mi?" dedi kadın. Adam şaşırdı. "Nerden çıktı şimdi bütün bunlar?" dedi adam. "Bilmiyorum ben öyle hissediyorum, şimdi git!" dedi kadın ve kapıya doğru baktı. Kapının önündeki bıyıklı adam onu seyrediyordu. Gitmesi gerektiğini anladı adam. Ayağa kalktı. İçinden "Bütün bunlar çok saçma!" dedi.

Sokakta elini cebine sokarak yürürken simitin eline değdiğini hissetti. Dilenciyi bulmalıydı. Şu simit falı neyse öğrenmeliydi. Fala inanmıyordu ama böyle saçma günün getirisinin daha fazla saçmalamak olduğunun farkına varmıştı. Dilenciyi aradı. Bu sefer dilenciyi bulması zor olmuştu. 1 saat sonra dilenciyi tesadüfen bakkalın önünde bulmuştu. "Heyy dur baksana bi dakka." dedi. Dilenci adama doğru döndü. "Abi paran var mı? Şarap alacam da!" dedi. Adam bakkala girip dilenciye orta kalite bir şarap alıp, ona uzattı. "Bana şu simit falından baksana!" dedi. Şarapçı kendisini takip etmesini gösteren garip bir hareket yaptı.

Yürümeye başladılar. Arka sokaklardan bir tepeye doğru yükseklere çıktılar. Burayı daha önce farketmemişti adam. En tepeye vardıklarında bir battaniyenin üstüne doğru ilerlediler. Oturdular. Dilenci şarabı ustalıkla açtı. "Çıkar simidi." dedi. Ve şarabı bir dikişte yarıladı. Adam simidi cebinden çıkarıp dilenciye uzattı. Dilenci simidi aldı. Yemeye başladı. Adam şaşkınlıkla izliyordu dilenciyi. Dilenci afiyetle simidi yedikten sonra şarabın kalanını da dikti. Geğirdi. "Ohh doydum!" diye kendi kendine konuştu. Adam şaşkınlıkla izliyordu. Bir anda pişman olduğunu anladı. Bütün bu saçmalıklara kanmıştı. Böyle fal mı olurdu. Salağın takendisiydi.

"Ben bu faldan hiç bir şey anlamadım!" diye sesini yükseltti. Dilenci adama baktı. "Fal mal yok aslanım!" dedi. Adam çok sinirlenmişti. Bu dilenciyi tepeden aşağı atabilirdi. Ancak kendini çok çaresiz hissettiği için dilenciyle oturmaya devam etti. Hiç bir şey konuşmadılar bir süre. Bir süre sonra dilenci :"Evimde rahat mısın?" diye sordu. Adam gerçekten de kendini biraz daha rahatlamış hissediyordu. Çalıların üzerinde kurulmuş pis bir battaniyenin üzerinde bütün şehri seyrediyordu. "Mutluyum! Güzel bir mekan!" dedi. Dilenci :"Senin mutlu olduğunu görebildiğim için sana herşeyi anlatacağım!" dedi. Ve anlatmaya başladı:

"Ben sokakların dilencisiyim biliyorsun. Gördüğüm suratları ezberlerim, onları çalışırım ben. Kimin ne kadar para vereceğini, kimin mutlu, kimin mutsuz olduğunu görürüm. Dış görünüşümde bir serseri olabilirim. Şarapçı olabilirim. Bu hayatın amına koymuş olabilirim ama ben insandan anlarım kardeşim. Kahrolası güçlü hafızamdan dolayı sürdüm kendimi sokaklara. Şehrin tam göbeğine. Hafızam beni çok incitti. Gördüğüm hiç bir şeyi unutmam ben. Sana simit falı bakmamı istedin. Bana geri geleceğini biliyordum ben. Sana ben geldim zaten. Ara sıra insanlara gelirim. Onları rahatsız ediyormuşum gibi gelir bu. Onların ilgisini çekmek için, onları mutlu etmek için yaparım oysa ben bunu. Ben senin o kadınla ilk buluştuğun günü hatırlarım. Bundan tam 3 sene önce, o sinemanın önünde buluşmuştunuz. Üzerinde siyah bir pantolon vardı. Artist artist yürüyordun. Kadın arkadaşınla görüştüğünde havalara girmiştin. Daha sonra bir çok kez gördüm sizi. Sen ilişkinin akışında monotonluğu anlamamıştın ama kadın anlamıştı. Son iki senedir kadın arkadaşın biriyle arkadaşlık kuruyor. Onları ilk gördüğümde şaşırmıştım. Sonra izledim diğer her çiftleri izlediğim gibi. Kadın arkadaşın 1 ay içinde o çocukla el ele dolaşmaya başladı. Ara sıra takip ederdim çiftleri biliyor musun. Kadın arkadaşının bu erkek arkadaşı senden daha cömertti. Bana iyi paralar verirdi. Sayesinde kafam bayağı kıyak olmuştu. İşte falın bu. Bugün bana şarap aldığın için bu hikayeyi hakkatin. Şimdi git veya bana bir şişe daha şarap al, sana daha çok detaylar vereyim."

Adam bu hikayenin sonunda konuşmaya çalıştı. Ağzından tek kelime çıkaramadı. Yutkundu yutkundu. "Tamam şarap alacağım, ama bu sefer ikimiz de içeceğiz." dedi. Dilenci kafasını salladı.

Yirmi dakika sonra adam elinde şaraplarla geri dönmüştü. Dilenci "Bak, şimdi ben sana çalışıyorum, elindeki şarapları görünce, hahaha" dedi. Bir süre konuşmadılar. Şarapları dikip çakırkeyfi durumuna geldiler. "Hikayenin geri kalanını duymak ister misin?" diye sordu dilenci. "Hayır!" dedi adam. Dilenci çaktırmadan güldü. "Hazır olduğunda anlatırım o zaman." dedi. Bir saat boyunca konuşmadılar. Tepenin ucundan şehri seyrettiler. 2 sene boyunca aldatılmış olmanın sinirsel hazzını yaşadı adam. Öyle bir hazdı ki bu kendine acıyamaz durumda hissetti kendini. Yerin dibinin de altındaydı. Cebinden bir simit çıkardı. Dilenci : "Sen simit sevmezdin?" dedi. "Nerden biliyorsun?" diye sordu adam. "Çünkü senin kadınını ben sikiyorum, seni senden daha iyi tanıyorum lavuk!" dedi. Adam sessiz kalmayı yeğledi. Böyle bir şey olamazdı zaten. Ayyaş dilenci belki de yalancının tekiydi. Çok mu yüz vermişti ona. Bütün yalanlarına inanmıştı. Kadını onu aldatmış olamazdı.

"Demek sen sikiyorsun! Anlat bakalım nasıl sikiyorsun!" dedi adam. Bütün bunları içinden söylediğini hissetti. Dilencinin suratına baktı. Dilenci tebessümle onu izliyordu. "Kabullenemedin dimi gerçekleri temiz suratlı çocuk!" dedi. "Aldatılmayı kabullenemedin. Bana inanmıyorsun. Ben de kabullenemedim, o yüzden burada böyle yaşıyorum, o yüzden burdan siktir git. Ara da sırada beni sokakta gördüğünde bana sadaka ver." dedi ve kafasını şehre doğru çevirdi.

Adam kalktı. Bütün bu yaşadıklarına inanamıyordu. "İyi akşamlar!" demek istedi kibar bir şekilde, sonra vazgeçip şehre doğru yürüdü. Bir simitçinin önünde durdu. Kadını simiti nasıl isterdi diye düşündü. "Bir tane simit alabilir miyim?" diye sordu simitçiye adeta kadını taklit eder gibi. Simiti aldıktan sonra ince bir sesle "Teşekkür ederim amca!" dedi. Kadın da böyle derdi. Simitten ısırık alarak evine doğru yürümeye başladı. "Buydu hayat. Herşeyi kabulleniyorum. Ben hiç bir şeyi değiştiremem" dedi içinden. Evinin önüne geldiğinde kadın kapıda onu bekliyordu. Kadın önce adamın elindeki simite baktı sonra da adamın gözlerinin içine. "Sevgilim seni affettim ve seni çok özledim!" deyip adama sarıldı. Adam sevgilisi kendisine sarıldığında daha önce dilenciyle oturduğu tepeye doğru uzun uzun baktı.

27 Ocak 2004


- Yazılara geri dön -


Zibil zibil, otoman otoman, kedigil kedigil, cörek otu gibi bir web sitesi.........

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok reklam yapana mesafeli davranış rüzgarları essin